Katılım finansın Türkiye’deki tarihsel kökleri, Osmanlı dönemindeki para vakıflarına kadar uzanmaktadır. Para vakıfları, toplumun finansman ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli bir işlev üstlenmiş; vakıf, ticaret ve finans ilişkisi açısından Türkiye’deki faizsiz finans geleneğinin önemli temellerinden birini oluşturmuştur.
Modern dönemde ise Türkiye’de katılım finansın kurumsal yolculuğu 1983 yılında hukuki altyapının oluşturulması ve 1985 yılında Özel Finans Kurumlarının faaliyete başlamasıyla başlamıştır. Böylece faizsiz finans ilkeleri, ülkemizde ilk kez kurumsal bir finansal yapı içerisinde uygulanmaya başlamıştır. 2001 yılında Özel Finans Kurumlarının bankacılık mevzuatı kapsamına alınması önemli bir dönüm noktası olmuş; 2005 yılında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile “Özel Finans Kurumları” kavramı yerini “Katılım Bankaları” kavramına bırakmıştır.
Sonraki yıllarda kamu katılım bankalarının sisteme dâhil olması, sermaye piyasalarının gelişmesi ve farklı finansal kuruluşların katılım esaslı faaliyet göstermeye başlamasıyla birlikte yapı, yalnızca katılım bankacılığından ibaret olmaktan çıkmıştır. Katılım esaslı kalkınma ve yatırım bankaları, finansal kiralama ve faktoring şirketleri, tasarruf finansman şirketleri ve diğer finansal yapılarla birlikte bugün daha geniş bir Katılım Finans Ekosistemi ortaya çıkmıştır.
Bu gelişim, katılım finansın yalnızca alternatif bir bankacılık modeli değil, reel ekonomiyle doğrudan ilişki kuran, farklı finansal kuruluşları ve faaliyet alanlarını bir araya getiren bütüncül bir sistem olarak ele alınması gerektiğini göstermektedir. Önümüzdeki dönemde katılım finansın finansal sistem içerisindeki payının artırılması, ürün ve hizmet çeşitliliğinin geliştirilmesi ve sektörün daha güçlü bir kurumsal yapıya kavuşturulması önem taşımaktadır.
İkinci 40 Yıl: Yeni Bir Kurumsal Yapıya Doğru
Türkiye’de katılım finansın ilk 40 yılı büyük ölçüde kurumsallaşma, bankacılık sistemi içerisinde yer edinme ve finansal altyapının oluşturulması süreci olarak değerlendirilebilir. Önümüzdeki ikinci 40 yıl ise bu yapının daha ileri bir kurumsal aşamaya taşınacağı yeni bir dönem olacaktır.
Bu dönemde mevcut mevzuatın katılım finansın gelişen yapısına göre yeniden ele alınması, mevzuat değişikliği ihtiyaçlarının karşılanması, ortak ilke ve standartların oluşturulması, düzenleme ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve katılım finans kuruluşları arasındaki uygulama farklılıklarının azaltılması önem kazanacaktır. Kamu katılım bankalarının daha etkin ve güçlü bir yapı içerisinde birleşmesi veya yeniden yapılandırılması da bu dönüşümün önemli başlıklarından biri olarak değerlendirilebilir.
Bu çerçevede gündeme gelen Taslak Katılım Finans Kanunu, katılım finansın geleceği açısından yeni bir hukuki ve kurumsal dönemin kapısını aralamaktadır. Kanunla birlikte katılım finans sisteminin yalnızca bankacılık faaliyetleriyle sınırlı olmayan, daha geniş bir ekosistem olarak ele alınması; ortak standartların oluşturulması ve bunların uygulanmasını sağlayacak düzenleyici, denetleyici ve şer’î yönetişim mekanizmalarının kurulması hedeflenmektedir. Öngörülen Katılım Finans Standartlar Kurumu ve Katılım Finans Standartlar Kurulu gibi yapılar, bu yeni dönemin kurumsal altyapısının önemli unsurlarından biri olabilir.
Bütün bu gelişmelerin temelinde ise katılım finansın ticaret ve reel ekonomiyle daha güçlü bir şekilde bütünleşmesi, finansal sistem içerisindeki payının artırılması ve yalnızca bankacılık merkezli değil, farklı finansal kuruluşları kapsayan güçlü bir ekosisteme dönüşmesi hedefi bulunmaktadır.
Para Vakıflarından Özel Finans Kurumlarına, Katılım Bankacılığından Katılım Finansa
İlk 40 yıl katılım finansın Türkiye’de kurumsallaşmasının yolunu açtı.
İkinci 40 yıl ise standartlaşmanın, güçlü düzenleme ve denetimin, kurumsal şer’î yönetişimin ve reel ekonomiyle bütünleşmiş güçlü bir Katılım Finans Ekosisteminin inşa edildiği dönem olabilir.