Katılım finans sisteminin en önemli özelliklerinden biri, bankacılık faaliyetlerinin yalnızca yürürlükteki mevzuata ve finansal kurallara göre değil, aynı zamanda katılım finans ilke ve esaslarına uygun şekilde yürütülmesidir. Bu uyum, sadece bir ürünün veya finansman yönteminin fıkhî açıdan uygun olup olmadığıyla sınırlı değildir. Müşterinin kabulünden finansman tahsisine, fon toplamadan fon kullandırmaya, ürün geliştirmeden satın almaya, sözleşmelerden operasyonlara, yapılandırmadan tazmin ve tasfiyeye kadar bankanın yaptığı işlerin tamamında kendisini gösterir. Reklam ve pazarlama faaliyetleri, bilgi sistemleri ve hatta günlük operasyonlarda kullanılan iş akışları dahi bu kapsamda değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla katılım bankacılığında fıkhî değerlendirme ile bankanın fiilî uygulamaları arasında sağlam bir bağ kurulması gerekir. Bu yapı üç ana unsur üzerinden düşünülebilir: Danışma Komitesi, Katılım Finans Uyum birimleri ve iç sistemler. Her birinin görevi farklıdır; ancak sistemin sağlıklı işlemesi için bu yapıların koordineli çalışması gerekir.

1. Danışma Komitesi: Fıkhî Çerçevenin Belirlenmesi

Danışma Komitesi, bankanın faaliyetlerinin katılım finans ilke ve esasları bakımından değerlendirilmesinde temel mercidir. Bankanın gerçekleştirdiği veya gerçekleştirmeyi planladığı işlemler, ürünler ve uygulamalar gerektiğinde Komite tarafından incelenir ve bunlara ilişkin fıkhî değerlendirme ve kararlar ortaya konulur.

Türkiye’de Danışma Komitelerinin kurumsal yapısı zaman içerisinde gelişmiştir. 2018 öncesinde bu yapı büyük ölçüde bankaların kendi uygulamaları, teamülleri ve oluşturdukları kurumsal yapılar üzerinden yürütülürken, sonraki dönemde mevzuatla birlikte daha belirli bir çerçeve ortaya çıkmıştır. Böylece Danışma Komiteleri, katılım finans faaliyetlerinin yönetişim yapısı içerisinde daha belirgin bir konuma gelmiştir.

Ancak burada önemli bir husus bulunmaktadır: Danışma Komitesinin bir işlem hakkında uygunluk kararı vermesi, o işlemin banka içerisinde otomatik olarak doğru şekilde uygulanacağı anlamına gelmez.

Bir fıkhî kararın bankacılık sistemine aktarılması başlı başına bir süreçtir. Kararın hangi ürünleri ve iş akışlarını etkileyeceğinin belirlenmesi, sözleşmelerin gözden geçirilmesi, sistemlerde gerekli değişikliklerin yapılması ve uygulamada ortaya çıkabilecek sorunların giderilmesi gerekir.

2. Katılım Finans Uyum: Kararın Uygulamaya Aktarılması

Danışma Komitesi ile bankanın günlük faaliyetleri arasındaki en önemli bağlantılardan biri Katılım Finans Uyum birimleridir. Bu birimlerin görevi, Komite tarafından ortaya konulan karar ve ilkelerin bankanın gerçek işleyişine doğru şekilde aktarılmasını sağlamaktır.

Çünkü fıkhî açıdan uygun görülen bir ürünün bankada uygulanabilmesi için çok sayıda unsurun birlikte ele alınması gerekir. Ürün tanımı, sözleşme hükümleri, muhasebe kayıtları, operasyonel adımlar, sistem kontrolleri, limitler, müşteri bilgilendirmeleri ve ilgili dokümantasyon bunlardan sadece birkaçıdır.

Örneğin Danışma Komitesi bir finansman yönteminin uygulanmasına ilişkin karar vermiş olabilir. Ancak bu kararın bankanın kullandırım ekranına nasıl yansıyacağı, operasyon biriminin hangi sırayla işlem yapacağı, sözleşmede hangi hükümlerin bulunacağı veya sistemin hangi noktada kontrol oluşturacağı kendiliğinden ortaya çıkmaz. İşte bu noktada Katılım Finans Uyum fonksiyonuna ihtiyaç duyulur.

Bu yönüyle Katılım Finans Uyum, fıkhî karar ile bankacılık uygulaması arasında köprü kuran bir fonksiyondur. Buradaki temel mesele, fetvanın sadece bilinmesi değil, doğru anlaşılması ve anlam bütünlüğü korunarak bankacılık süreçlerine aktarılmasıdır.

Bu görev de yalnızca fıkıh bilgisiyle yerine getirilebilecek bir görev değildir. Katılım Finans Uyum ekiplerinin bankacılık ürünlerini, operasyonları, bilgi sistemlerini, muhasebeyi, risk yönetimini ve iç kontrol mekanizmalarını da anlayabilmesi gerekir. Aksi hâlde fıkhî açıdan doğru bir kararın uygulama aşamasında farklı bir sonuca dönüşmesi mümkündür.

Bu nedenle bankaların organizasyon yapısına göre değişmekle birlikte Katılım Finans Uyum fonksiyonunun müdürlük, daire başkanlığı veya başkan yardımcılığı seviyesinde temsil edildiği yapılar bulunmaktadır.

3. İç Sistemler: Kontrol ve Denetim

Sistemin üçüncü ayağını iç sistemler oluşturur. İç kontrol ve teftiş birimleri, bankada oluşturulan süreçlerin ve kontrollerin belirlenen kurallara uygun şekilde işleyip işlemediğini inceler.

Burada Danışma Komitesi, Katılım Finans Uyum ve iç sistemlerin görevlerinin birbirinden ayrılması önemlidir. Fıkhî hükmün ne olduğu konusunda karar vermek Danışma Komitesinin alanıdır. Bu kararın bankacılık süreçlerine nasıl aktarılacağını değerlendirmek ve gerekli uyum çalışmalarını yapmak Katılım Finans Uyum fonksiyonunun sorumluluğundadır. İç kontrol ve teftiş ise kurulan sistemin ve oluşturulan kontrollerin gerçekten uygulanıp uygulanmadığını ortaya koyar.

Başka bir ifadeyle, iç sistemlerin görevi yeni bir fetva üretmek değil; alınmış kararların ve oluşturulmuş süreçlerin banka içerisinde gereği gibi uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmektir.

Bu ayrım özellikle önemlidir. Çünkü katılım finans ilkelerinin fıkhî mahiyetini değerlendirmek özel bir uzmanlık gerektirir. İç kontrol veya teftiş birimlerinin bu alandaki denetimlerinde Katılım Finans Uyum fonksiyonunun uzmanlığından yararlanması, denetimin daha sağlıklı yapılmasına katkı sağlayacaktır.

4. Üç Yapının Birlikte Çalışması

Katılım finans sistemindeki bu yapıyı basit bir akışla ifade etmek mümkündür:

YapıGörevi
Danışma Komitesiİşlem, ürün ve uygulamaların katılım finans ilkelerine uygunluğunu değerlendirir ve karar/fetva verir.
İş BirimleriAlınan kararlar doğrultusunda ürün ve hizmetleri bankanın günlük faaliyetlerinde uygular.
Katılım Finans Uyum BirimiUygulama süreçlerini alınan karar ve fetvalara uygun hâle getirir, gerekli uyumlaştırmayı yapar.
Kontrol ve Denetim BirimleriOluşturulan süreçlerin ve kontrollerin uygulanıp uygulanmadığını denetler.

Burada özellikle iş birimlerinin de sistemin bir parçası olduğu unutulmamalıdır. Çünkü kararın alınması ve uyumlaştırılması kadar, günlük bankacılık faaliyetinin bu karar doğrultusunda yürütülmesi de önem taşır.

Dolayısıyla süreç, kabaca şu şekilde işler:

Danışma Komitesi → İş Birimleri → Katılım Finans Uyum → Kontrol ve Denetim

Ancak bu tek yönlü bir süreç değildir. Kontrol ve denetim sırasında ortaya çıkan bir eksiklik veya uygulama problemi, yeniden Katılım Finans Uyum birimlerine ve gerektiğinde Danışma Komitesine taşınabilir. Böylece sistem kendisini sürekli olarak geliştiren bir yapıya dönüşür.

5. Asıl Mesele Fetvanın Uygulanmasıdır

Katılım finans açısından asıl mesele, doğru fetvanın verilmesi kadar, verilen fetvanın banka içerisinde doğru uygulanmasıdır.

Bir Danışma Komitesi kararı bankanın sadece bir yazısında veya karar dosyasında kalmamalıdır. Eğer karar bir ürünle ilgiliyse ürünün yapısına; bir sözleşmeyle ilgiliyse sözleşmeye; bir operasyonla ilgiliyse iş akışına; bir sistem kontrolüyle ilgiliyse bilgi sistemlerine yansımalıdır.

Bu nedenle bir karar alındığında öncelikle hangi süreçleri etkilediğinin ortaya konulması gerekir. Ardından gerekli sistem ve süreç değişiklikleri yapılmalı, ilgili çalışanlar bilgilendirilmeli ve uygulamanın devamında gerekli kontroller oluşturulmalıdır.

Katılım Finans Uyum biriminin önemi de burada ortaya çıkar. Bu birim, fıkhî kararın bankacılık hayatında karşılığını bulmasını sağlayan yapıdır.

Bazı katılım bankalarında bütün faaliyetlerin katılım finans ilke ve esaslarına uygunluğunu ortaya koymak amacıyla yıllık faaliyet icazet belgeleri düzenlenmesi ve kamuoyuyla paylaşılması da bu yaklaşımın bir sonucudur. Böyle bir belge, yalnızca bir raporlama faaliyeti olarak değil, bankanın faaliyetlerinin katılım finans ilkeleri bakımından bütüncül olarak gözden geçirildiğini gösteren kurumsal bir çıktı olarak değerlendirilmelidir.

Sonuç

Katılım finans sisteminin sağlıklı şekilde işlemesi, sadece güçlü bir Danışma Komitesinin varlığına bağlı değildir. Fetvanın doğru verilmesi kadar, bu fetvanın bankacılık uygulamasına doğru biçimde aktarılması ve uygulamanın sürekli olarak kontrol edilmesi gerekir.

Bu sistem içerisinde Danışma Komitesi fıkhî çerçeveyi belirler ve karar verir. İş birimleri bu kararları günlük bankacılık faaliyetlerine taşır. Katılım Finans Uyum birimi, uygulamaların alınan kararlara uygun şekilde kurulmasını ve gerekli uyumlaştırmanın yapılmasını sağlar. Kontrol ve denetim birimleri ise oluşturulan yapının gerçekten işletilip işletilmediğini inceler.

Bu görev dağılımı, katılım finansın kurumsallaşması açısından önemli bir denge oluşturur. Çünkü katılım finansın başarısı sadece “fetva verildi mi?” sorusuyla ölçülemez. Asıl soru, verilen fetvanın bankanın ürününe, sistemine, sözleşmesine, operasyonuna ve günlük uygulamasına doğru şekilde yansıyıp yansımadığıdır.

Bu açıdan bakıldığında Katılım Finans Uyum fonksiyonu, katılım finans sisteminin yardımcı bir unsuru değil, fıkhî karar ile bankacılık uygulaması arasındaki temel kurumsal bağlardan biri olarak görülmelidir.