Merkezi Danışma Komitesi’nin (MDK) temeli, 2018 yılında BDDK’nın kararı doğrultusunda Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) bünyesinde kurulan TKBB Danışma Kuruluna dayanmaktadır. 19 Aralık 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan Katılım Esaslarına Uyum Tebliği ile bu yapı yeniden düzenlenmiş; Türkiye Bankalar Birliği (TBB), Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) ve Finansal Kuruluşlar Birliği (FKB) tarafından müştereken oluşturulan Merkezi Danışma Komitesi (MDK) adını almıştır.

MDK; katılım esaslarına ilişkin meslek ilke ve standartlarını belirlemek amacıyla oluşturulan, sekretarya hizmetleri TKBB tarafından yürütülen yedi üyeli bir kuruldur. Komite; İslami ilimler, katılım finans ve bankacılık alanlarında uzman kişilerden oluşmakta ve üyeleri BDDK’nın onayıyla görevlendirilmektedir. Komitenin çalışma usul ve esasları, ilgili birlikler tarafından BDDK’nın uygun görüşü alınarak belirlenmekte; Komite ise faaliyetleri ve aldığı kararları içeren yıllık raporunu BDDK’ya sunmaktadır. BDDK da denetim süreçlerinde MDK tarafından belirlenen karar ve standartları dikkate almaktadır.

Katılım Finans Kuruluşları ve Katılım Finans Şirketleri kendi bünyelerinde danışma komiteleri kurabilmektedir. Bunun yanında, bünyesinde danışma komitesi bulunmayan katılım finans kuruluşları ile münhasıran olmamakla birlikte müşterilerine katılım esaslarına göre finansman sağlayan kalkınma ve yatırım bankaları, Katılım Esaslarına Uyum Tebliği kapsamında TBB veya FKB nezdinde oluşturulan danışma komitelerinden hizmet alabilmektedir.

MDK’nın aldığı kararlar ve belirlediği standartlar, Katılım Esaslarına Uyum Tebliği uyarınca Katılım Finans Kuruluşları ve Katılım Finans Şirketleri ile münhasıran olmamakla birlikte müşterilerine katılım esaslarına göre finansman sağlayan kalkınma ve yatırım bankaları açısından bağlayıcıdır. Bu kapsamda, söz konusu kurumların iç düzenlemelerinin, ürün ve hizmet süreçlerinin, uygulamalarının ve danışma komitesi kararlarının MDK tarafından belirlenen ilke ve standartlarla uyumlu hâle getirilmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede, kurum ve kuruluşların bünyelerinde veya birlikler nezdinde oluşturulan danışma komiteleri, MDK tarafından belirlenen ilke ve standartların kapsamını genişletecek veya bunlara aykırı sonuç doğuracak nitelikte karar alamaz. Bununla birlikte, kendi faaliyet alanları ve ürün yapıları çerçevesinde, MDK tarafından belirlenen ilke ve standartların kapsamını genişletmeksizin daha dar bir uygulama çerçevesi benimseyebilirler.

Öte yandan, MDK tarafından henüz bir karar veya standart belirlenmemiş konularda danışma komiteleri kendi değerlendirmelerini yapabilir. Bu süreçte başta AAOIFI standartları olmak üzere, uluslararası katılım finans standartları ile diğer danışma kurullarının kararları da referans olarak dikkate alınabilir.

Burada özellikle vurgulanması gereken husus, hukuki otorite ile fıkhî otoritenin birbirinden ayrılmasıdır. MDK’nın diğer danışma komitelerine göre sahip olduğu üstünlük, İslam hukukundan kaynaklanan bir fetva üstünlüğü değil; Katılım Esaslarına Uyum Tebliği ile kendisine verilen standart belirleme, koordinasyon ve bağlayıcılık yetkisinden doğan hukuki ve kurumsal bir üstünlüktür.

Buna karşılık, İslam hukuku açısından MDK tarafından verilen bir fetva ile kurum, kuruluş veya birlik bünyesindeki danışma komiteleri tarafından verilen fetvalar arasında ilmî veya fıkhî bir hiyerarşi bulunmamaktadır. Fetvanın ilmî değeri, onu veren kurumdan ziyade; dayandığı deliller, izlenen usul ve ortaya konulan fıkhî gerekçeyle ilgilidir.

Bu nedenle, Merkez Danışma Komitesi’nin almış olduğu karar ve belirlediği standartların temel amacı yalnızca fıkhî bir görüş ortaya koymak değil; Katılım Finans Kuruluşları ve Katılım Finans Şirketleri arasında ortak bir standart yapının oluşturulmasını, kurum ve kuruluşlar arasındaki uygulamaların mümkün olduğunca standartlaştırılmasını ve denetim otoritelerinin bu ortak standartlar çerçevesinde etkin denetim mekanizmaları oluşturabilmesini sağlamaktır. Böylece kurumlar arasındaki uygulama farklılıklarının müşterilere yansımasının ve aynı nitelikteki ürün ve işlemlerin farklı kurumlarda farklı şekilde uygulanmasının önüne geçilmesi; katılım finans ekosisteminde öngörülebilirlik, uygulama birliği ve güvenilirliğin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu yönüyle MDK’nın karar ve standartları, yalnızca kurumların şer’î uyum süreçleri açısından değil, katılım finans sektöründe ortak bir uygulama ve denetim altyapısının oluşturulması açısından da önemli bir işlev görmektedir.